KOLAYLI YENİ

16 Ekim 2018 Salı

ÇIKAR DÜNYASI!

Abdullah ÇELİK

Abdullah ÇELİK

E-Posta :

     İnsanoğlu tarih boyunca, yaratılışı gereği bireysel yaşam tarzından ziyade toplu halde yaşama arzusu içerisinde olmuştur. Bu arzunun, toplu halde yaşamanın insana sağladığı pek çok kolaylık ve imkandan kaynaklandığını söyleyebiliriz. Toplu halde yaşam, insanlar arasındaki ilişkilerde birtakım hakların da doğmasına sebep olmuştur.

Geçmişimize baktığımız zaman, birlikte yaşayan insanların aralarındaki hukuka çok daha fazla riayet ettiklerini görmekteyiz. Öyle ki insanlar arasındaki akrabalık, komşuluk, alış-veriş vb. ilişkilerinde hep birbirlerinin haklarını gözettikleri ve karşısındaki kişiyi kendine tercih ettiklerini görmekteyiz. İşte o dönemlerde komşuluk ilişkileri, akrabalık ilişkileri ve toplu halde yaşamadan kaynaklı tüm ilişkiler olumlu anlamda en üst düzeylerdeydi. Herkes kendisinden önce çevresindeki insanları düşünür, onların  mutluluğu için çabalardı. Bu sebeple de toplum huzur ve mutluluk içinde yaşamıştır.

Günümüzde ise durum tam tersine dönmüş, artık insanlar başkalarından ziyade kendi menfaatlerini önceler duruma gelmiştir. İnsanlar her türlü ilişkilerinde kendi çıkarlarına ve menfaatlerine göre davranışlar sergilemeye başladılar. Artık kimse komşu hakkı, akraba hakkı, fakir ve muhtaçların hakkı gibi haklardan söz etmez oldu. Gün boyu ilişki içinde olduğumuz her bireyin genel çerçevede maddî ve materyalist bir düşünceyle hareket ettiklerini rahatlıkla gözlemleyebiliriz. Şimdilerde insan ilişkilerinde çıkarcılık ve kendini düşünme en geçerli davranış biçimi oldu hatta dünyada yaşama biçiminin neredeyse temel felsefesi oldu. Bu fikri sistem toplumda en küçüğünden en büyüğüne kadar yerleşti.

Toplum artık yeni tanıştığı bir kimseye bile bu kişiden benim ne çıkarım olabilir diye düşünür hale geldi. Eğer tanıştığı kişiden elde edebileceği menfaatler olduğunu farkederse, o kişiyle daha samimi görünme, daha iyi ilişkiler içerisine girme ihtiyacı hissediyor. Hatta aile bireyleri arasında bile bu tür çıkara dayalı ilişkileri görebiliyoruz.

Özellikle günümüz ailesinde çocuklar öyle doyumsuz hale gelmiş ki herhangi bir isteklerinin karşılanmaması durumunda aileyi hemen yok sayabilmekteler. Kendi talepleri karşılansın da aile ne olursa olsun mantığı hakim durumda. Ailenin imkanının olup olmadığı önemli değil çocuk için. Yeter ki isteği karşılansın. Tamamen pragmatist bir felsefeyle yaşamlarını şekillendiriyorlar.

Menfaate dayalı ilişkilerin yoğun olduğu günümüz toplumunda aile içi ilişkiler, komşuluk, akrabalık ilişkileri maalesef tamamen bozuldu. Artık kimse ailesini, komşusunu, akrabasını, toplumunu düşünmez oldu. İnsanlar arasındaki karşılıklı münasebetler hep çıkar üzerine kurulur duruma geldi. Herkes başkalarının da yararlanabileceği en küçük bir işte bile kendi çıkarının ne olacağını rahatlıkla söyler duruma geldi. Hiç kimse Allahın rızasını gözetmez oldu. Hatta topluma, insanlara faydalı işler yapanlara enayi gözüyle bakılır bir duruma geldi. Veya bu tür işler yapanların mutlaka menfaatleri olduğu, çıkarsız hiçbir iş yapılamayacağı gibi düşünceler toplumun genel kabulü haline dönüştü.

Üzülerek belirtmeliyim ki toplum olarak insani ilişkimiz çıkar ve menfaat üzerine kurulmaya devam ettikçe toplumsal huzur, mutluluk ve barış imkânsız hale gelmektedir. Toplum içinde yaşamak daha çekilmez hale gelmektedir. Bu durumdan kurtulmanın yolu diğergamlıktan geçmektedir. Toplumumuzun menfaatperest duygulardan bir an önce arındırılması gerekmektedir. İşte o zaman birlikte yaşamanın hazzını yakalamış oluruz… 


29 Nisan 2015 Çarşamba 14:47
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

AFYONKARAHİSAR - HAVA DURUMU

AFYONKARAHISAR