KOLAYLI YENİ

22 Ekim 2018 Pazartesi

BU PLAN TUTAR MI?

Dinçay DOĞAR

Dinçay DOĞAR

E-Posta : dincaydogar@hotmail.com

Gündemdeki manşetler:

-Erdoğan ve ‘özgül ağırlık’ Arınç bir araya geldi…

-Gül ve Davutoğlu görüştü…

-Erdoğan Davutoğlu’yla görüşecek.

-Erdoğan: Hafta sonuna kadar bakalım ne olacak (Erdoğan, seçimle ilgili "En güzeli şu, şu anda çok garip bir senaryo ortada piyasada. Hafta sonuna kadar bakalım nasıl oynanacak).

Davutoğlu, Gül ve Arınç…

Bizzat Ak Partililer tarafından bu üçlü, sürgündeki parti içi muhalif blok olarak görülüyordu… Hatta daha da ileriye gidenler bu kişileri FETÖ’cü olarak yaftalıyorlardı.

Ve uzun süredir bu iddialara ve kişilere mesafe koyan Cumhurbaşakanı Erdoğan da uzaklığını ve kırgınlığını isim vermeden yaptığı göndermelerle iddialara katıldığını ima ediyordu.

Bugünkü gelinen noktada Erdoğan, eski yol arkadaşları Bülent Arınç’a ve Davutoğlu’na istihbarî veya aracılık anlamında  ihtiyaç duydu. Muhtemelen onlar da başından beri içinde oldukları AK Partiye halel getirmeyeceklerini söyleyecekler ve böylece kendilerini Ak Parti içindeki zirveye “zor günlerin adamları olarak” tekrar yerleştireceklerdir. Ama aktif olarak siyasetin içinde olmasalar da, dilleri ile gönülleri farklı konuşsa da işaretleri Abdullah Gül olacaktır.

Bir önceki cumhurbaşkanı Abdullah Gül ise ayan beyan bir şekilde belli olmaktadır ki “AKP içi + AKP muhalifleri + toplumsal ittifakın tek adayı olarak ilan edilmek ve Tayyip Erdoğan ile yarışmak istemektedir.

Yani şu günlerde Abdullah Gül ismi dün çok fazla kale alınmasa da bugün ciddi ciddi konuşulmakta hesabın içine dahil edilmektedir.

Peki,  toplumda yani seçmende Abdullah Gül’ün özgül ağırlığı nedir?

Şu anda taş çatlasa yüzde üç dört dolayındadır. .

Ak parti içindeki özgül ağırlığı nedir?

Bu tam olarak tespit edilmese de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın grup içinde bölünmeyelim çözülmeyelim açıklamalarından anlaşılacağı üzere ciddiye alınacak bir oranda özgül ağırlağı var.

İşte Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Abdullah Gül ile görüşmese de Ak Parti içindeki o ciddiye alınacak ağırlığı ile ve SP’nin AK Partiden kopartacağı kestirilmesi tespit edilemeyen yüzdelik diliminin peşinde.

Anketlerde aylardır Cumhurbaşkanlığı seçiminin yüzde bir veya iki farkla kazanılacağı/kaybedileceği vurgulanırken hiç olmadık anda çıkan lüzde üçlük dörtlük bir kayıp cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a kaybettirmeyi hızlandırabilir.

Hatta bu oran yaratılan rüzgarla öyle tetiklemeler yapar ki kopan dilimi yüzde ona bile yükseltebilir.

Yani rüzgarın değişebileceğini gören Tayyip Bey, suyu gözünde bastırmak istiyor dünkü arkadaşları ile birebir görüşmeler yapıyor belki de aracı olmalarını istiyor.

Tahminime göre  Davutoğlu-Gül-Arınç bloğundan seçim sonrasına yapılan bir pazarlık çekilecek ve bu iç isyan diyebileceğimiz başkaldırı bastırılmış olacak. Ya da gizli bir isyan AKP’yi çatırdatacak, ikinci tura kalabilecek diye bakılan cumhurbaşkanlığı seçimini belki de birinci tura taşıyacak.

Bir taşra şehrinde yaşayan Dinçay Doğar, bu görülenleri/hissedilenleri/tespitleri yapıyor da muhalefet yapamıyor mu?

Yapıyordur, hatta yapmış da.

15 vekil ile AKP’nin ve MHP’nin sureti haktan gözükmelerin ardındaki kimyasını bozan muhalefet de benim gördüklerimi görüyor ve çok az ihtimal da olsa AKP’nin yok hükmüne getirdiği kırgını/küskünü/itilmişi bu kişilere toplumun tüm kesimlerine yansıyan siyasal kimlik ve kişilik vererek rüzgârlarına rüzgar katmak isterken diğer yandan Tayyip Beye bu seçimin çantada keklik olmadığını anlatmış oluyor.

Böylece yarın belki bu satırları okuduğunuzda Tayyip Beyin çok keskin yumuşamalarına (Sevgili Bülent abim, kardeşim Abdullah)  ya da aksine sertleşmesine (hırsız içerde veya hain içerde vbg)  tanık olabilirsiniz.

Yukarıdaki muhalefet adına kurduğum cümleyi bu sefer AK Parti açısından kuracağım:  Bir taşra şehrinde yaşayan Dinçay Doğar, bu görülenleri/hissedilenleri/tespitleri yapıyor da iktidar yapamıyor mu?

Yapıyordur, yapmıştır.

Adeta altın tepsi içinde sunulan ittifak önerisini reddederek ve o süreçte özgüvenli konuşmaları ile kendini adeta kilit noktası ilan eden SP Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun bu özgüvenini ve ittifak reddiyesini enine boyuna değerlendirmiş, gücün kaynağını tespit etmeye çalışmışlardır.  Ancak ortaya çıkan bilgileri muhtemelen de ciddiye almadılar demek ki bu ittifak cephesinde öfkeye dayanan şaşkınlığa veya amiyane tabirle ters köşeye yatırılmış olmanın şaşkınlığı var.  

Çünkü zanlara göre İYİ Parti seçime giremeyecek ve dolayısıyla o muhalif yapılanma daha doğmadan ölecekti.

Ama Kemal Kılıçdaroğlu’nun 15 vekil ile zor görünen o atağı yapması AKP ve MHP söylemlerindeki itirazların kuvvetinden anlaşılmaktadır ki seçimin gidişatının kimyasını bozmuş ve kurulan baskın seçim zaferini tersyüz etmiştir.

Rahmetli Süleyman Demirel’in “Türk siyasetinde 24 saat çok uzun zamandır” sözünün ne kadar doğru ve Türkiye’ye özgü olduğu bu seçimde kendini bir kere daha kanıtlamıştır.

Eğer AKP-MHP ittifakı rehavete kapılmasa ve YSK, Pazar günü ilan ettiği seçime katılacak partileri cumartesi günü yapsa o 15 vekil İYİ Partiye gönderilmeyecek ya da gitse bile bugünkü kadar “rüzgarkıran” olmayacaktı.

15 vekil sonrası cumhur ittifakındaki (MHP-AKP) şaşkınlık ve toplumdaki ‘helal olsun’lardan anlıyoruz ki gerçekten 15 vekil olayı AKP-MHP ittifakındaki rüzgarı kırmış, hatta durdurmuştur... 

Rüzgarın DP- İYİ Parti- SP ittifakına döndüğünü söyleyebilir miyiz?

Son mevcut duruma gelirsek muhalefet Abdullah-Gül-SP ile milli görüş, DP ile merkez sağ, MHP’den dışlanan ülkücülerin çekirdek kadrosunu oluşturduğu İYİ Parti ile milliyetçi oyları, Meral Akşener ile sempati (ve +kadın) oylarını AKP’den kopartmak istiyor.

60 günlük zaman diliminde bu plan tutar mı?

Tasarım; büyüyen zafiyetlerin oluşturduğu yeni ihtiyaçların gereğinde, planlama ise konulan hedeflerin boş bırakılan yollarında doğar.

Siyasetin içinde bulunduğu mevcut duruma bakarsak; erken seçim birkaç günün sonucu ve Devlet Bahçeli’nin aklı değil, aksine Devlet Beye söylettirilen, Tayyip Beye kabul ettirilen ortak akıldır.

Muhalefetin tasarımlarına ve planlarına baktığımızda ise AKP-MHP ittifakının her tür şarta göre geliştireceği atraksiyonlara göre geliştirilen A, B, C gibi sıralanacak karşı atraksiyonlarının geliştirildiği kafa yorulan planlardır.

İYİ Parti’yi seçime sokmamak için 24 Haziranda bir oldubittiye getirilmek istenen seçim ve karşılığında önce 15 vekilin parti değişimi akabindeki Abdullah Gül atraksiyonu hiçbir planın kusursuz olmadığını gösteriyor.

Bundan sonra ne olacak?

Rahmetli Demirel; “Türk siyasetinde 24 saat çok uzun zamandır”, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan : Hafta sonuna kadar bakalım ne olacak?”, atalar ise doğan büyür, yaşayan görür, ömrü biten ölür” demiş.

Ömrümüz varsa göreceğiz.

***

DİP NOT: Bir de kahvede, bahçede, tarlada, yolda, yolakta, dinlenme molalarında çok konuşulan ve Ak Partiye fatura edilen bir rahatsızlığın tespitini ileteyim.

Vatandaş diyor ki:  Ak Partiye kaybettirirse o her akşam üç kanalı gezen yanlı konuşan televizyon katılımcıları var ya (Orhan Karataş, Faruk Acar, Metin Özkan, nagehan alçı, Abdülkadir Selvi, Hakan bayraktır vs) işte onlar AK Partiye kaybettirecek.

Çünkü onlara tutarsız ve açıkça belli olan hallerinden dolayı inanmıyoruz, güvenmiyoruz.   

Öyle ya seçmen sandıkta onlara oy vermeyecek ama onların tutarsızlığı Ak Partiye yansıyabilir.

Bu da ilgilenenlere, ciddiye alanlara bir başka mesajımız olsun.    


25 Nisan 2018 Çarşamba 15:29
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.