09 Aralık 2019 Pazartesi

Atlatırız atlatacağız

İsmail AKAR

İsmail AKAR

E-Posta : afyongunfm@hotmail.com

Son günlerde ekonomide yaşananları kriz veya darboğaz yâda geçici sıkıntı diye adlandırıyor. Önce tanımlama yapalım.

Kriz: Normal düzeni bozan, toplum için olumsuz sonuçlar doğurma olasılığı bulunan fiziksel, sosyal, ekonomik ve politik olayların ortaya çıkması hâli

Darboğaz: Toplumun, çözümünde güçlüklerle karşılaştığı bunalımlı durum. Biz bu yazımızda kriz diye yazalım. İsteyen bu kriz cümlesini darboğaz, sıkıntı diye okusun.

Krizlerle Büyüdük

Bakın ülkemizde son 6 ay içinde dalgalanma devam ediyor. Cari açığı olan ve dış borcu tavan yapan, aldığı kaynakları da üretim yerine tüketime harcayan. Yani üretmeden tüketen her ekonomi belli bir süre sonra krize girer. Ülkemiz ekonomik krizlere aslında şerbetli. Yaşı 50’li olan bizim kuşak hep krizlerle büyüdü aslında. 1980 krizinde Özal geldi. Bütçe açığı ve dış açığı kapatmak adına devalüasyon yapıldı. Faiz arttı. Denk bütçeye geçildi. Yıl 1994 Tansu Çiller Başbakan. Yine kriz bu kez Yaman Törüner aynı yolu izledi. Faiz artırımı ve devalüasyon. Daha sonra 2001 yılında Ecevit Başbakan. Ekonomik kriz Kasa IMF ci Kemal Derviş’e emanet edildi. Derviş in izlediği yolda aynıydı. Faiz artırımı, devalüasyon, bütçe denkleşmesi ve yabancı yatırımcı gelmesi. 2018 krizinde 4 lira olan dolar 6.30 çıktı. Tedbirler alınması konusunda adımlar atılıyor.

Kasa IMF ci Kemal Derviş’e emanet edildi. Derviş in izlediği yolda aynıydı. Faiz artırımı, devalüasyon, bütçe denkleşmesi ve yabancı yatırımcı gelmesi. 2018 krizinde 4 lira olan dolar 6.30 çıktı. Tedbirler alınması konusunda adımlar atılıyor. (Sanki yeni iktidar olundu) Yeni Ekonomik Program açıklandı.

Bedeli emekçiler öder

Ancak her ekonomik kriz sabit ücretli olan işçi memur ve emekli ile ürünü para etmeyen çiftçiyi vurur. Çünkü kapitalist sistemde dar gelirli daha çok çalışır ama hakları kaybolur. Daha çok çalıştıkça daha çok fakirleşir. Dünyada sermaye ve rant emekten önce gelir bu sistemde. Böylesi kriz ortamlarında ise herkes gücüne göre bedel ödemez. Tüm yük emekçilerin üzerine bindiğinde dar gelirli ekonomik sıkıntısını sosyal meseleye dönüştürür. Bazen patronlar Kulübü gazetelere ilan verir iktidarı düşürür. Bazen Başbakanlık önünde yazar kasa atılır. Yani bireysel çıkışları görürüz İşte Şanlıurfa’da bir kişi ‘Açım iş istiyorum’ diyerek kendini yakmaya çalışıyor. İşte Kocaeli de işsiz kalan ve oğluna pantolon alamayan İsmail Devrim intihar ediyor. Kısacası ekonomik yaşam ile sosyal yaşam iç içedir.

İşsizlik artar

Ekonomik kriz üretimi yavaşlatır. İşsizliği artırır. Bu konuda acilen önlem alınması lazım. Bakın ASO Başkanı Nurettin Özdebir, hafta içinde bir rapor açıkladı.

Özdebir Dedi ki ‘ Kur ve faizlerdeki artış ile ekonominin içinde bulunduğu durum nedeniyle çok sayıda sanayicinin fabrikalarda çalıştırdığı işçilerine maaş ödeyemez hale geldi.’ Sonra uyardı ‘ Destek verilmemesi halinde bu firmaların işçilerini işten çıkarmak zorunda kalacağız’ Ve ASO Başkanı Nurettin Özdebir şunu önerdi “ Firmalara bu süreçte maaş desteği verilirse birçok firma işçisini bugün işten çıkarmaz ve işler örneğin 6 ay sonra düzeldiğinde yeni işçi almak durumunda kalmaz. Zora giren firmaların ödeyemediği işçi maaşının yarısını işveren, kalan yarısını da 6 ay süreyle İşsizlik Fonu ödesin istiyoruz. Ben bugün o işçileri işten çıkarsam hepsine Fon'dan zaten işsizlik maaşı verilecek. İnsanlar işsiz kalacağı gibi bu işin Fon'a bir maliyeti olacak. Onun yerine insanlar işinde kalsın, çalışılan sürenin maaşını patron, işçinin izinde olduğu dönemin maaşını da Fon ödesin. Bu düzenlemenin 6 aylık bir dönem için hayata geçirilmesi lazım’ Yani diyor ki batıyoruz. Batarken ilk yapacağımız iş işçi çıkarmak. Bir nefes almak adına işsizlik fonundan destek verilsin bizlere.

Yeni bir yol yeni bir çıkış

Bakın yılbaşında 425 dolar olan asgari ücret şimdi 246 dolara düştü. 2000 yılında işsizlik oranı yüzde 6.5 iken şimdi yüzde 15’lere dayandı. 5 milyon işsiz var. Bu tabloya birde her an kapanan işyerinden dolayı işsizler eklenecek. Bu krizden çıkmak için üretim teşvik edilmeli. Tüketim disiplin altına alınmalı ve dış sermaye gelmeli. Dış sermaye ise daha fazla kar,istikrar ve güven ister. Unutulmasın ki yukarıda yazdığımız gibi bu millet böylesi kriz ve badireleri gördü. Hasarlı bir şekilde atlattık. Bu dönemde atlatılacak. Atlatılır. Beklenen ve önemli olan deprem gerçeğinde olduğu gibi az ve daha az hasarla atlatabilmek lazım. Kapitalizm ve Liberal ekonomi günümüzde iflas ediyor.

Yeni bir çıkış ve yeni bir yol bulmak lazım.

Mutlu ve aydınlık yarınlara…


27 Eylül 2018 Perşembe 18:26
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR