KOLAYLI YENİ

23 Haziran 2018 Cumartesi

80’LER…!

Mustafa DAĞHAN

Mustafa DAĞHAN

E-Posta : mustafadaghan@msn.com

Bir kuşağın en büyük özlemlerini, yaşanmışlıklarını içinde barındıran yolculuğun özel ve güzel adı 1970’li, 80’li, 90’lı yıllar.

1980'lerde ne güzel çocuklardık biz…!

Birçok kişinin gizlenen anılarında o yıllara ait herkes kendinden bir şeyler buluyor.

Çocukluklarımızı, anıları, aşkları, 1980 darbesinin bizlerde ve ailelerimizde bıraktığı izleri ve yüzlerce ayrıntıyı bazen bir çocuk, bazen bir yetişkin gözüyle hep aklımıza getirir dururuz.  

Dönemin pembe dizileri, ünlü oyuncuları, en çok izlenen çizgi filmleri, mahalle abileri, sokak kavgaları ve oynanan unutulmaz oyunlar, atari salonları, fırlamalıklar ve ergenliğe geçiş hikâyeleri akranlarımızla bir araya geldiğimizde hatırlar ve bir iç çekeriz bazen.  

Evet, bizler büyüyoruz ama çocukluğumuz ve yaşanmışlıklar mahallelerimizde öylece duruyor.

O yılların çocuklarının mahalle oyunları asla unutulmaz. Bilye, saklambaç, gazoz kapağı oyunu, çelik-çomak, ebe, yakan top, tüf tüf, ip atlama o yılların oyunlarından sadece birkaçı.

Yeni neslin artık adını bile bilmediği oyunları bizler öyle sadelikle, öyle samimiyetle benimserdik ki her şeyimiz oyundu.

İnternet, televizyon nedir bilmezdik. Tablet, cep telefonu gibi teknolojik ürünleri hayal dahi edemezdik.

O yıllarda sadece televizyon ve ahizeli ev telefonları bulunuyordu o da zengin ailelerde…!

Mahalledeki arkadaşlık, komşuluk, dostluk ve muhabbetler o kadar gelişmiş bir durumdaydı ki o yıllar anlatılmaz, yaşanır aslında!

Bizler, dostluğu, kardeşliği de iyi biliriz, sokak oyunlarını, ayak oyunlarını da, sokak kavgalarını da! Azmi de biliriz, asla pes etmemeyi de. Sevmeyi de biliriz, kan kusturmayı da. Bizler, üzülerek söylüyorum, ülkenin geleceğini oluşturacak son neferleriz. 

Mesela, sokak köşelerinde oturup dedikodu yapan kadınlarımızın bile bugün özlemini çeker hale gelmedik mi?

Günümüzde apartman dairesinde karşı komşumuzun kim olduğunu dahi bilmez haldeyiz değil mi? Teknoloji geliştikçe, telepatiyi unuttuk. Teknoloji aslında bizi bizden ayırdı, bizi bizden etti değil mi?

Çocuklarımızı eve kapatıp, sosyallikten uzak, sadece ve sadece televizyon ve internet dünyasının sanal ortamlarına ne güzel de bırakıyoruz.

Artık yeni nesil sanal nesil! Oysa bizler gerçeğiz. Çocuklarını dışarıya çıkartmayarak eve kapatan aileler çocuklarına ne büyük kötülük ettiklerinin farkında bile değiller.

Efendim; kötü alışkanlıklar edinmesin, küfür öğrenmesin, kötü arkadaşları olmasın. Tamam, haklısınız da ya kaybettikleriniz!

Dostluğu, arkadaşlığı, samimiyeti, iyiliği-kötülüğü, doğruyu-yanlışı nerede öğrenecek bu çocuklar?

Kötülüğü görecek ki iyiliğin kıymetini bilsin, yanlışı görsün ki doğruya ulaşabilsin, dayak yesin ki dayak atmayı öğrenebilsin.

Bu gidişle inanın bana; içine kapanık, kimseye güvenemeyen, zayıf karakterli, karşısına çıkan en ufak engelde pes eden, azmi, gayreti, zorluğu bilmeyen sade, sıradan çocuklarınız olacak.

Siz onlara iyilik etmiyor, kötülük ediyorsunuz. Lütfen çocuklarınıza kötülük etmeyin. 

 

 

 

    


09 Ekim 2015 Cuma 18:44
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

AFYONKARAHİSAR - HAVA DURUMU

AFYONKARAHISAR