KURBAN ÜST

22 Ağustos 2018 Çarşamba

Ceket ilikleri…!

Mustafa DAĞHAN

Mustafa DAĞHAN

E-Posta : mustafadaghan@msn.com

Daha önce bu minvalde bir yazım olmuştu fakat yeniden gündeme getirmekte yarar görüyorum.

Başlık belki size ilginç gelmiş olabilir. Şöyle ki; hepimizin ceketi ve düğmeleri var ve biz genelde saygı gösterdiğimiz kişilerin, makam-mevki sahibi kişilerin ya da işimizi gördüreceğimiz kişilerin karşısında ceket düğmelerini ilikleriz.

Farklı bir deyişle kimi saygı duyduğunun, kimi korktuğunun, kimi ise işi düştüğünün karşısında ilikler o ceket düğmelerini…!

Peki, siz hangi durumda ceketinizi iliklersiniz? Ya da hangi unsur olursa olsun ben kimsenin huzurunda ceketimi iliklemem diyenlerden misiniz?

En doğrusu ikincisi ama günümüzde bunu uygulayan nerdeyse yok!

Neden en doğrusu bu?

Bir makam sahibinin huzuruna çıkarken neler yaptığınızı bir düşünün…! Bir kere kesinlikle takım elbise giyersiniz. Saçınızı tarar, kravatınızı sıklıkla düzgün mü diye kontrol eder ve hatta parfüm sıkar, ezile büzüle karşısına çıkarsınız. Düğmelerinizin tamamı sonuna kadar iliklidir ve eller ise önde bağlanmıştır.

Hele ki bu makam sahibiyle bitecek bir işiniz varsa ona düzgün gözükmek adına nerdeyse amuda bile kalkasınız gelir. Karşısında bin takla atarsınız değil mi?

Peki ya Allah’ın huzurunda ne yaparsınız?

Ne yapacaksınız ki; çoğunuz zaten namaz kılmaz, kılanlarda gayet lakayıt bir şekilde ne saçını tarar, ne çorabını değiştirir, ne güzel kokular sürme gereksinimi duyar. Namazda orasını burasını kaşır. Aklında bin tane tilki dolanır.

Hâlbuki bir makam sahibinin karşısına çıkmadan önce belki saatlerce, belki günlerce ne konuşacağınızı kafanızda kurkularsınız değil mi?

Acı bir gerçek fakat kendimi de bazı hususların içine alarak söylüyorum maalesef toplum olarak buyuz.

Gerçek güç sahibinin huzuruna çıkmak yerine onun yarattığı aciz kullarının karşısına çıkmak ve asıl izzet, şan, şeref sahibinin karşısında el pençe divan durmak yerine bir kulunun karşısında yaltaklık bizim en kötü sorunumuz olsa gerek.

Biz insanlık, bugüne kadar böyle yapa yapa maalesef ufacık bir koltuğa oturmuş bir adamın bile kendini bir şey zannetmesine neden oluyoruz.

Hiçbir şekilde şanı, şerefi ve gücü olmayan aslında zavallı insanları bu sayede müthiş bir kibre sürüklüyoruz.

Sonra bu küçücük koltuğa oturmuş zavallılar bizim yüzümüzden kendini kaf dağında görmeye ve size büyüklük taslamaya başlıyor.

Ondan sonra da bu zavallıya ‘adamdaki kibre bak’ diye kızıyoruz. Kızmaya hakkımız yok. Onu bu hale getiren bizdik. Sonra tepene çıkar tabi.

Bu tipler; kendilerine yaltaklık yapanları göre göre öylesine bir kibre sürükleniyor ki, karşısında hakkını arayanı ezmeye, doğru söyleyeni itham etmeye çalışıyor.

‘Becerebiliyor mu?’ Hayır!

Sonra bu tipler sizin yüzünüzden kendine ediyor. Kişiliğini kaybediyor, zalimleşmeye, sahtekarlaşmaya başlıyor vs vs.

Belki bu yüzden saçı dökülüyor, belki midesine kramplar giriyor. Hatta belki sizin yüzünüzden saygınlığını yitirdiği gibi belki öbür tarafını da kaybediyor. Zira adama kibir ve hırs girmiş bir kere, ne yapsa yeridir. 

Alıştırmayın kardeşim bak nelere yol açıyorsunuz. Kula kulluk etmeyi bırakın. Kulluğunuzu gidin en büyük güç sahibi, en büyük şeref ve izzet sahibi Allah’a yapın.

 

 

 

    


01 Ocak 2016 Cuma 15:27
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR