KOLAYLI YENİ

17 Ekim 2018 Çarşamba

Ne olacak böyle?

Mustafa DAĞHAN

Mustafa DAĞHAN

E-Posta : mustafadaghan@msn.com

Günler, aylar su gibi geçiyor ve geriye dönüp baktığınızda hemencecik bulunduğunuz yaşa gelmiş olmanın tahayyülünü yaşıyorsunuz. 

Daha dün ilkokuldaydınız değil mi? Sonra lise yıllarında ya da üniversite yıllarında ilk aşkınızı yaşadınız belki…!

Okul bitti ve askerliğe bile çok fazla zamanınız vardı…! Bugüne geldiğinizde askerliğinizi bile bitireli yıllar olmuş değil mi?

Hayatınız bir film şeridi gibi gözünüzün önünden geçiyor ve ne kadar yaşlandığınız, zamanın ne çabuk geçtiğiyle ilgili hayıflanıyorsunuz.

Ve sonra gelecek aklınıza geliyor. ‘Ne olacak böyle?’ diye kendinize bir soru yönelterek, geleceğinizle ilgili kaygılanmadan da edemiyorsunuz değil mi?

Dünün özlemi, geleceğin kaygısı…! Hemen hepimizin hisleri bunlar!

Bazen de ‘aman ne olacaksa olsun’ diyorsunuz fakat bir tarafınız hep kaygı, gam ve kederi hatırlatıyor size…!

Dünyada Müslümanların çektiği ıstırap, ülkenin içinde bulunduğu sıkıntılar, etrafınızdakilerin (eş, dost, akraba) sorunları, bir de bu yetmiyormuş gibi kendi sorunlarınız hep kafanızı meşgul edip duruyor.

Sonra içinizi bir karamsarlık ve bir duygu yoğunluğu kaplıyor ve bundan kurtulmak için de ‘boşver be hayat kısacık ve birgün bitecek’ diye kendi kendinizi teselli etmeye çalışıyorsunuz. 

Ve dünyanın rahat etme yeri olmadığı kanısına vararak, boş şeylerle canınızı sıkmaya deymeyeceğini düşünüyorsunuz.

Hakikaten de öyle değil mi?

Bir bakmışsınız ömrünüzün yarısındasınız sonra bir daha bakınca yaşlanmış ve ölüme gün saymaya başlıyorsunuz.

Düşünceleriniz; “Ömür denilen şey göz açıp kapayıncaya kadar biter” tezinin ne kadar doğru bir tespit olduğunu hatırlatıyor size…!

Sonra aklınıza, insanların yaptığı kötülükler ve sizin başkalarına yaptıklarınız düşüveriyor aklınıza. Size yapılanları hemen oracıkta affediveriyor, ya da düşündükçe kinleniyorsunuz.

Sonra dünyanın ne kadar çekilmez bir hale geldiğini, insanların makam-mevki, para ve şöhret hırsları yüzünden ne kadar acımasız/zalim hale geldiklerini üzülerek tahayyül ediyorsunuz.

Makam-mevki, para ve şöhretin aslında insanlar tarafından resmen ilahlaştırıldığını, artık haşa Allah’ı unuttuğunuzu, başka ilahlar edinildiğini görüyorsunuz.   

Sizin başkalarına yaptıklarınızı da çek ettikten sonra ‘Allah Müslümanları ve bizi affetsin’ diye dua dökülüyor ağzınızdan…!

Mutluluğun ne para da ne başka bir şeyde olduğunu asla idrak edemesek de rahmeti büyük olan Allah tüm Müslümanları affetsin.

“Ne olacak böyle?” kaygısından kurtularak, ahiretimiz ne olacak kaygısıyla Allah’ın sevgisini kazanma gayreti dileğiyle…!

    


25 Aralık 2015 Cuma 14:01
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

AFYONKARAHİSAR - HAVA DURUMU

AFYONKARAHISAR