KOLAYLI YENİ

20 Ekim 2018 Cumartesi

Ne yaşatırsanız, onu yaşarsınız!

Mustafa DAĞHAN

Mustafa DAĞHAN

E-Posta : mustafadaghan@msn.com

Kerbelâ olayı, Kerbelâ Savaşı ya da Kerbelâ katliamı, 10 Ekim 680'de (Hicri 10 Muharrem 61), bugünkü Irak sınırları içindeki Kerbelâ şehrinde, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in torunu Hüseyin bin Ali'ye bağlı küçük bir birlik ile Emevi halifesi I. Yezid'in ordusu arasında cereyan etmiştir.

Muharrem ayı aynı zamanda topyekûn bütün Müslümanları derin bir acıya gark eden Kerbelâ hadisesinin yaşandığı aydır. Bu katliam biz Müslümanları kalbinden vurmuş bir katliamdır. Bu katliamı ve Hz Hüseyin’i Irak-Suriye halkının nasıl sattığını Dünya döndüğü sürece asla unutmayacağız, unutamayacağız.

Peygamberimiz Hz. Muhammed'in kızı Fatıma'nın peygamberimizin kuzeni Ali'den olma oğlu İmam Hüseyin'in ölümü, Şiîler tarafından her sene Aşûra Günü'nde yâd edilir. Biz Sünnîler ise İslam dini'nde matem yapılmaması kaidesine uyarak bu günleri ibadet yaparak ve Mevlid okutarak geçiririz.

“Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden, sadece günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.” (Ayet)

Peygamberimiz (s.a.s) ise şöyle buyuruyor: “Size iki ağır emanet bırakıyorum. Birincisi, içinde hidayet ve nur olan Allah’ın Kitabıdır. Allah’ın Kitabına sımsıkı sarılın! İkincisi, ehl-i beytimdir. Ehl-i beytime sahip çıkın! Onlar hakkında size Allah’ı hatırlatıyorum…” 

Dünyanın neresinde olursak olalım, mezhebimiz, meşrebimiz, kültürümüz, coğrafyamız, dünya görüşümüz ne olursa olsun, Kerbelâ, İslâm ümmeti olarak hepimizin ortak acısıdır, ortak hüznüdür, ortak kederidir.

Bugün Kerbelâ’nın acısını hissetmek elbette önemlidir. Bugün Kerbelâ’nın hüznünü yaşamak elbette muhteremdir. Bugün Kerbelâ’nın elemiyle elemlenmek, kederiyle kederlenmek elbette muteberdir. Bugün Kerbelâ şehitleri için gözyaşı dökmek elbette takdire şayandır. Ancak sadece hüzün, sadece keder, sadece gözyaşı yeterli değildir. Bugün bize düşen Kerbelâ’yı doğru okumak ve doğru anlamaktır.

Kerbelâ’yı anlamak, Kerbelâ’dan ayrılık-gayrılık değil; birlik-beraberlik çıkarmaktır. Kerbelâ’dan kin, nefret ve öfke değil; sevgi, muhabbet ve hoşgörü devşirmektir. Kerbelâ’yı anlamak, Hz. Hüseyin gibi davranmaktır.

Ne yazık ki bugün de İslâm dünyasında hala Kerbelâ’yı doğru anlamayanlar, ısrarla Kerbelâ’nın kerb-u belasını günümüze taşıyanlar var. Ne yazık ki bugün de Kerbelâ şehitlerine bu zulmü reva gören zalimler gibi düşünen, davranan ve yaşayanlar var. (HUTBEDEN ALINTI)

Evet, Allah’ü alem; belki Irak ve Suriye halklarının bugün gördüğü zulüm, kan ve gözyaşı o gün o büyük insan Hüseyin’i satmalarının bedelidir.

Zira Kûfe’nin ve bugün Irak sınırları içerisinde bulunan Kerbela’nın halkları Hz. Hüseyin’i savaşmaya teşvik etmiş, sürekli davet mektupları göndermiştir. Ancak Hz. Hüseyin’i korkularından yarım bırakmışlardır.

Öte yandan bu zulmü bizzat yapanlar ise Suriye halkındandır. Demem o ki dikkat ederseniz Suriye ve Irak yerle bir edildi. Halklarından çoğu başka ülkelere kaçmaya mecbur kaldılar ve bu sırada yollarda açlık, susuzluk çektiler.

Hz. Hüseyin ve yanındakiler ne çektiyse, ne yaşatıldıysa onlara, bugün o ülke halkları da bunları aynen yaşıyor. 

Başka bir zalim onlara zulmediyor.

Hz. Hüseyin Efendimizin yaptığı bir dua ile son vermek istiyorum. Allah’ım! Bizi zalimlerden beri, müminlere veli eyle!”

 

    


24 Ekim 2015 Cumartesi 15:42
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

AFYONKARAHİSAR - HAVA DURUMU

AFYONKARAHISAR