KOLAYLI YENİ

17 Aralık 2018 Pazartesi

Vebal boynunuza…!

Mustafa DAĞHAN

Mustafa DAĞHAN

E-Posta : mustafadaghan@msn.com

 “İslam Alemi neden bu durumda, neden dinini bilmiyor, neden insanlarda imani zafiyetler var, neden zulüm görüyoruz?” diye sorulduğunda ve ‘sorumlusu kim?’ diye bakıldığında ilk hesap sorulması gereken yer her bireyin kendi nefsi olmalı.rn

Sonra hesap soracağımız kurum ve kişiler ise sanırım başta Diyanet olmak üzere cemaat/tarikat liderleridir.  

Zira; İslam’ın tebliği, anlatılması, sevdirilmesi noktasında birisi Devletin resmi kurumu diğerleri ise bu işi ben daha iyi yaparım diyenlerin oluşturduğu cemaat/tarikatlar. 

“Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Âl-i İmrân, 3/104) âyeti inanan insanlara bir vazife, bir sorumluluk yüklemektir.

Yüklenen bu sorumluluk, tespitini bizzat Cenâb-ı Hakk'ın ya da O'nun vahyi doğrultusunda Peygamberin (SAV) veya bu iki ana kaynaktan istifade ile belli vasıflara haiz insanların yaptığı iyi ve kötü değerlerin, mutlaka ama mutlaka insanlara anlatılmasıdır.

Bu vazife yeryüzünün en şerefli ve en kıymetli vazifesidir. Bundan daha kıymetli ve değerli bir vazife olsaydı, Allah seçkin kul olarak yarattığı peygamberlerini o vazife ile görevlendirirdi.

Ben cemaat/tarikat boyutuna girmeyeceğim. Zira hiçbirini de tasvip etmiyorum. Ben işin Diyanet boyutunu ele almak istiyorum.

Osmanlı’nın son dönemlerinden itibaren Şeyh’ül İslamlık Kurumu ve Cumhuriyetle birlikte Diyanet İşleri Başkanlığı bu en şerefli ve en kıymetli vazifeyi resmi olarak üstlenmiş kuruluşlardır.

Peki, bu hassas kuruluş olan Diyanet ve illerdeki Müftülükler ile cami imamları bu en kıymetli vazifeyi ne ölçüde yerine getiriyor?

Bana sorarsanız bugüne kadar layıkıyla görev yerine getirilmediği için bugün Müslüman alemi olarak bu durumdayız.

Hıristiyanlığı yaymak için dünyanın en ücra kabilesine dahi ulaşan misyonerler dinlerini yaymak adına her türlü tehlikeyi göze alabilirken bizimkiler ne yapmış acaba?

Bilirsiniz ilk misyonerleri yamyamlar yemiştir.

Afyonkarahisar’a gelecek olursak, bakıyorsunuz camilerin bir kısmı ibadete kapanmış. İmam rahatını bozmuyor bile vakit namazında fosur fosur uyuyor ve hangi vicdanla alıyorsa aybaşında maaşını bankadan çekiyor.

Misyonerlerin çoğu bu işi parayla bile yapmazken, hayatından, parasından her şeyinden feragat ederek dinini yaymaya çalışırken bizim imam evinde yatarak Devletten maaş alıyor.

Bir deneyin bakın; Kiliseye ne zaman gidip kapısını çalsanız muhakkak karşınıza biri çıkar ve içeri buyur eder.

Öte yandan namaz vakti harici hangi camiye giderseniz gidin kesinlikle kapalıdır ve hatta ne hikmetse tuvaletleri de kapalıdır.

Zaten açık olanları ise pislikten geçilmez. İmam efendi temizlikten kaçtığı için tuvaletlerini dahi kapatır.

Açık olanları ise kırkta-yılda bir defa belki temizleniyordur.

Hani temizlik imanın yarısıydı?

Geçelim diğer konuya; ilimizde geçmiş Müftülerden birisi döneminde başlatılan merkezi ezan okuma sistemi kaldırıldı.

Neden?

Nedenini açıkçası merak ediyoruz. Daha önce farklı konularda yazdığım yazı ve haberlere cevap alamadık ama yine alabileceğimizi zannetmiyoruz.

Merkezi sistemle İmaret camiinden ilimizin en güzel seslerine sahip imam hatip veya müezzinleri tarafından okunan ezan şimdi her camiden kıratı ve sesi olmayan imamlar tarafından okunuyor. 

Kimse kusura bakmasın ama bir İmam Hatip Liseli olarak daha fazla sabretmesi gereken ben bile artık rahatsız olmaya başladım ki bu minvalde vatandaşlardan oldukça şikayet var.

İslamı sevdirmekle mükellef olan Müftülük bu işi bilerek mi yapıyor? Neyi vardı merkezi sistemin?

Farz edelim ilimize yabancı bir turist grup geldi ve o esnada ezan okunuyor. Belki içlerinden birisi kıratı ve makamıyla okunan ezanı duyunca kalbi ısınacak ve İslama karşı ilgi duymaya başlayacak. Neden bunun önüne geçiyorsunuz?

Öyle cami imamları var ki ne okuduğunu kendi bile anlamıyordur. Resmen kulak tırmalayan bir sese sahip zaten.

Bakın bu konuda eminim size de çok fazla şikayet geliyordur, zira bize geliyor. Bize kadar gelmeye başladığına göre sorun Müftülük nezdinde çözülememiş demektir.

Müftü bey; bugüne kadar yayınladığımız haber ve yazılarla ilgili olumlu ya da olumsuz dönüşün olmadı. Düzeltme yoluna da gitmedin. En azından bu işi çöz.

Yok, bu önemli ve ehemmiyetli görevi beceremiyorsan o koltuğu boşuna doldurma lütfen. 

Vebal boynuna…!

 


31 Ocak 2016 Pazar 14:17
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR