KURBAN ÜST

22 Ağustos 2018 Çarşamba

100 YIL ÖNCE 100 YIL SONRA…

Ramazan Hüseyin Biçer

Ramazan Hüseyin Biçer

E-Posta : rmznhsynbcr@gmail.com

Tarih, söylene-geldiği gibi ‘tekerrür’den mi  ibarettir?

Uluhakan Abdulhamid Han (Allah rahmet eylesin); “Tarih değil, hatalar tekerrür eder” der. 

Tarihe, tarih diyebilmemiz için ele aldığımız olayın üzerinden şüphesiz belli bir süre geçmiş olması lazımdır. Umumi Türk Tarihi’nin kurucusu Zeki Velidi Togan Hoca, bu zamanı 100 yıl olarak belirlemiştir.  Bizim için elbetteki  10 yıl öncemiz de tarihtir. O da bizim geçmişimizdir. Ancak, şüphesiz bu zaman zarfı belirlenirken, ‘tarihin daha iyi işletilebilmesi, olayların iyi derece çözümlenmesi, üzerinde bağımsız olarak neden-sonuç ilişkileriyle yorum yapılabilmesi düsturları’ dikkate alınmıştır.  

100 yıl önce bu topraklarda neler yaşandı neler… Ve bu olaylar şimdiye nasıl etki ediyor bunu o kadar net bir şekilde görebiliyoruz ki…

Peki 100 yıl önce ne oldu?

1915’te acıların, ızdırabın, açlığın, yoksulluğun, savaşın en kötüsünü yaşadı bu topraklar. Sadece savaşları, cephelerde yaşanan olayları kastetmiyorum. Batının ‘demokrasi düşkünü, açgözlü, sözüm ona düvel-i muazzamaları’, Osmanlının, kendine en sadık milletlerden olarak gördüğü Ermenileri kışkırtarak, silahlandırarak, onlara ‘hâmi’ görünerek her türlü gayrimeşru faaliyetlerini desteklediler. Van'da Sason’da, Sivas’da nice canların heba olmasına neden oldular. Öyle ki Sultan’a bile suikast hazırlanılmasını sağladılar. Osmanlı’yı karıştıran çeteciler ve onların elebaşıları, burada yaptıkları bir faaliyetten sonra soluğu Fransa’da Amerika’da alıyorlar, sonrasında ise oraların devlet büyüklerinin korumasını alıp, vatandaşlığına da sahip olarak Osmanlı’ya yeniden dönüyorlardı. Buralarda ise kaldıkları yerden başlayarak elini kolunu sallaya sallaya arkalarında mezkur devletlerin büyükelçilerin siyasî desteklerini de alıp yeniden terör faaliyetlerini sürdürüyorlardı.  Ve sonrasında yaşananlar… mecburî Tehcir… Tehcir sırasında yaşanan karşılıklı kıtaller… Peki ya tehcirle bitti mi Ermeni sorunu? Hayır! Kaç Osmanlı devlet adamı gitti suikaste uğradı. Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra bitti mi problem?  Hayır! Bu kez de Asala… Velhasıl, O çok güvendiğimiz, derin ilişkilerimizin olduğu, müttefikimiz olduğu söylenen batı –ki özellikle Rusya, İngiltere, Amerika, Fransa, ördükçe ördüler bu milletin başına püsküllü belaları. Kullandıkça kullandılar Türk milletinin içinde bulunan hainleri…

100 yıl sonra…

Bitti mi her şey hayır… Gelelim 100 yıl sonrasına… Yıl 2015… Bizim başımızdaki şuan ki en büyük problem; herkesçe de malumdur ki eli kanlı ‘pkk’dır. Yıllardır, bu milletin evlatlarının kanını döken, Kürt-Türk ayırt etmeyip, ülkeyi kana bulayan ‘pkk’, batıdan destek görüyor. Teröristler ellerindeki Kaleşnikof silahlarını, soygunculuk yaparak mı alıyorlar? Hayır tabii. Bizzat Ruslar yahut diğer devletler alıp getirip teslim ediyorlar.

Bunu neden yapıyorlar?

El-cevap: Gerek Rusya’nın gerekse batının bölgeyle ilgili 100 yılları bulan hedef ve politika geçmişi var, yani plan gereği.

Gelelim son yaşanan olaylara…

Rusya, IŞİD’le savaşmak için mi, yahut çok sevdiği Esad’ı korumak için mi Suriye’ye geldi? Hiçbiri de değil. Az buçuk tarihe ilgi duyanlar hatırlayacaklardır, Rusya’nın, yönetim şekli değişse de, ihtilaller olsa da, tarih boyunca bitmeyen bir planı politikası vardır. O da ‘sıcak denizlere inmek’. Bu amaç için Rusya, elinden gelen herşeyi yapmaktadır ve yapacaktır. Özellikle Putin dönemiyle birlikte Rusya, büyük bir atılım içine girdi bu gaye uğruna. Önce Gürcistan’la savaş, daha sonra Ukrayna ile yaşananlar ve Kırım’ın ilhakı. Karadeniz’de çok önemli bir bölge olan Kırım’ı ve Azak Denizi’ni tamamen kontrolüne geçirdi. Kafkaslar’da kendisine sıkıntı olabilecek yerleri sindirmeyi başardı. Ve açık bir şekilde bölgede Kürt gruplara karşı desteğe başladı. Rus savaş uçağının düşürülmesinden sonra bunu açık bir şekilde dile getirmeye başladı. Hatta Türkiye’deki Kürtleri de ağızlarına dolamaya başladılar. Hem de bunu hiç saklamazcasına.

Elin oğlunun kasasında dün Ermeni kartı vardı, bugün Kürt kartı. Oynayacak tabii.

Bakınız Rus Dışişleri Bakanı Lavrov, Rus uçağının düşürülmesinden sonra ne demiş: “Suriye sürecinde ilerleme sağlanabilmesi için Batı’nın Türkiye’deki Kürtlerle ilgili ortak bir tutum benimsemesi gerekiyor.”

Sadece Lavrov mu? Bakınız İngiltere Başbakanı David Cameron, kendisine ‘neden Suriye’de daha aktif bir şekilde İngiltere’nin yer almadığı’ sorusunu yöneltenlere ne diyor: “Bizler, Suriye’deyiz. IŞİD’e karşı mücadele eden güçlere destek vererek oradayız. Özgür Suriye Ordusu ve kürt gruplara destek veriyoruz. Onlar bizim desteklerimizle mücadele ediyorlar.”

Cameron’un Kürt gruplarından kastını hepimiz biliyoruz, PKK’nın Suriye kolu.

Tarih, bizim için yalnızca şan ve şeref dolu sayfalar olarak görülmemeli. Hangi coğrafya da yaşadığımızı bilip ona göre hareket edebilmeliyiz. Bu topraklar, tarih boyunca kanla yoğurulmuş topraklar. Türkiye’nin Rus savaş uçağını düşürmesi tabi ki de haklıdır. Rusya ile Gürcistan arasında yaşanan savaşta, Türk savaş uçakları, Gürcistan hava sahasında dolaşsa dahi Rusya uçaklarımızı vurur, bununla da haklı çıkardı. Sen ki sınırının bile olmadığı başka bir toprağa gideceksin, orada bir başka ülkenin hava sahasını işgal edeceksin. Bu ülkenin insanları, askeri, devleti muz cumhuriyetine ait değil. Bilindiği kadarıyla 4 bin yıllık bir devlet geleneğine sahip olan milletiz biz.

Ama şuna varmak istiyorum; Batılı devletler, Türkiye’ye karşı tutumunu asla değiştirmemişlerdir. Anadolu coğrafyasına yönelik çok uzun süreçli planları vardır. Rusya, tarih sahnesine çıktığı ilk günden beri Türk milletiyle savaş halindedir. Peçeneklerle, Kumanlarla, Uzlarla, Altınordu Devleti’yle, sonrasında Altınordu’nun varisleriyle. Sadece Türklerle mi, aynı tutumu kendisine yakın olan İslam unsurlarına da gösteriyor. Kafkaslar’daki Müslüman unsurlarla girişilen kanlı savaşlar, soykırımlar bunun en bariz örneği. Rusya, Osmanlı’yı son 200 yılında çöküşe götüren devlettir. Sadece savaş arenasında değil, Osmanlı’yı politik ve kendi içinde de bitirmeye çalışmış bu konuda Ermenileri kullanmışlardır. Keza Batılı devletlerle bu amaç uğruna birlikte hareket etmişlerdir.

Bugün yaşanan olaylara bakıldığında görülecektir ki, sahne aynı, senaryo aynı, oyuncular farklıdır. Daha doğrusu oyuncuların isimleri farklıdır. Osmanlı gitmiş yerine aynı millet olan aynı kandan olan Türkiye Cumhuriyeti gelmiş, Ermenilerin yerine ise Kürtler sahneye çıkmışlardır. Kendilerine verilen senaryoyu Kürt teröristler eksiksiz oynamaktadırlar. Bu senaryoyu yazanlar ise, Türkiye’yi oyunda yalnız bırakmak adına ellerinden geleni yapmaktadırlar. Aynı Osmanlı’ya yaptıkları gibi…

100 yıl önce… 100 yıl sonra…

Pek bir değişiklik yok gibi görünüyor. Sadece argümanlar, silahlar farklı… Senaryoyu yazanlar, başroldekiler aynı.

Devletimize ve milletimize düşen her an her şeye hazırlıklı olmak, karşı politikalar üretmek, askerî gücünü en üst seviyeye çıkararak yabancı devletlerin bu politikalarının olduğunu bilerek hareket etmektir.

Tarih bize bu nedenle lazımdır. Bugünü iyi irdelemek için düne bakmaya ihtiyaç vardır.

Türk devleti, geçmişinden ders almalıdır. Abdülhamit Han’ın da söylediği gibi hataları tekerrür etmemelidir.

Acıları tekrar yaşatmamak ve yaşamamak için…

 

  


04 Aralık 2015 Cuma 12:21
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR