KOLAYLI YENİ

19 Ekim 2018 Cuma

‘Noel’

Ramazan Hüseyin Biçer

Ramazan Hüseyin Biçer

E-Posta : rmznhsynbcr@gmail.com

 Yılbaşı da geldi oldu hani… Hazırlıklar başladı. Kurban bayramında bir koyunun kanının akıtılmasını cinayet olarak yorumlayan sözüm ona ‘hayvanîler’, şimdiden kaymak tabakanın olmazsa olmazı olan yılbaşı eğlencelerinin planlarına başladılar. rn

-Efendim biz yılbaşında şu bilmem kaç yıldızlı otele gideceğiz, oraya Tarkan geliyormuş. Geceliği bilmem kaç bin dolar. Türk lirası değil ha dikkat et. ‘Dolar’.

-Aman o da bir şey mi biz hindiyi geçen yıldan aldık damızlığa çektik… Şimdi baya şişmiş içini nasıl dolduracağız ailecek onu düşünüyoruz. Elimiz boş ya hani… 

Durum bu kadar vahim mi? Vallahi o kaymak tabakadan olmadığım için bilmiyorum… Bunlar benim uydurmalarım… Ama şu yazacaklarım uydurma değil…

Yılbaşı dendiğinde akla hemen Aralık ayının son günü, Ocak ayının da ilk günü geliyor. Senenin başı… Bir yıl daha yaşlanmak… Acaba her şey bu kadar basit mi?

Hristiyan Kapitalist dünya düzeni artık bizim her şeyimize sirayet etti. Bize ait olan neyimiz var ki artık? İslamî yaşamla uzaktan yakından alakası olmayan maddeyi merkeze alan bu sistem, bizim tarihimizi de öldürmeye başladı. Gençlerimizin artık tek derdi ‘daha iyi nasıl eğlenebilirim’e yanıt aramak. 

Bence ‘noel’, yahut ‘yılbaşı’ adına ne derseniz deyin, akla gelebilecek her türlü rezilliğin, eğlence adına bürünerek meşrulaştığı bir gün.

Biz de güya Müslümanız ya… Görsek de ‘amaan ne olacak canım, yılbaşı değil mi eğlensinler’ deyiveriyoruz. Deyivermekle kalmıyoruz, seviyoruz. Hıristiyan batının bize sunduğu, rezillikleri, onların kültürü olan ‘noel’i, elin ‘baba’sını… Çok seviyoruz. Seviyoruz da bakınız Resul’ü Zîşân efendimiz ne diyor: “Kişi sevdiğiyle beraberdir.” Hristiyan’ı mı seviyoruz, o zaman onlarla beraberiz. Biz de onlardanız… Bizim kültürümüzde, dinimizde yeri yok bunların. Noel denilen o süreç Hristiyanlarca İsa Aleyhisselam’ın doğum günü olarak kutlanır ve yaklaşık bir hafta sürer. Kutlamaların finali yılbaşıdır işte. Biz de onların finalini kutluyoruz. Çok şükür bir hafta boyunca kutlamıyoruz!

Yılbaşı eğlenceleri ve bu ’âdet’ bize özellikle Cumhuriyet’in ilk dönemleriyle birlikte yavaştan yavaştan girmeye başlamıştır ve bugün maalesef ki bu konuda Hristiyanları bile artık geride bıraktık.

Bizleri Müslüman olarak dünyaya getirdiği için Allah’a ne kadar şükretsek az. Peki ya müslümanca yaşayabiliyor muyuz? Bu soruyu herkesin kendisine sorması gerekiyor. Yılbaşı eğlencelerinde her türlü taşkınlıkları kendilerine bağış olarak gören bizler ‘Başkalarının elinden, dilinden emin olduğu kişi müslümandır’ diyen Peygamberin bu sözünün neresindeyiz, neresinde olacağız?

Noel’i ve Noel Baba’nın tarihsel kişiliğine diğer yazılarımızda gireriz ama, konuya tarihten önce bu açıdan yaklaşarak girmek istedim. Bu yazıyı mezkur konuyla ilgili bir ‘girizgah’ olarak görüyorum.

Yazımı, Rahmetli Arif Nihat Asya Hoca’nın yıllar önce ‘noel’ ve ‘noel baba’yla ilgili bir yazısını alıntı yaparak bitireceğim. Buyrun Efendim:

“Memleketimize, herhâlde, Beyoğlu‘ndan giren, Haliç‘i atlayarak Fâtihlere, Aksaraylara, sonra Rumeli‘ye ve Boğaz‘ı aşarak önce Kadıköylere, Modalara ve sonra Üsküdarlara ve oradan Anadolu‘ya geçen bu bunak, neyimiz olur? Babamız mı, dedemiz mi, amcamız mı yoksa Avrupalılıktan pîrimiz mi?

İstanbul’un Tepebaşı’ndan Adana’nın Tepebağı’na kadar her yeri bilen, her yere uğrayan bu moruk kimdir, necidir?

Bir fotoğrafına bakarsanız Havârîlere, öteki resmine bakarsanız Rasputin‘e benzeyen bu iskambil papazı, aramızda nenin nesidir? Bunu hiç merak ettiniz mi?

Siz bırakın da ben söyleyeyim onun kim olduğunu:

O, Haçlı Seferleri‘nden kalma bir kılınç artığıdır. O zaman silâhla giremediği yerlere, şimdi beyaz sakalıyla saygılar ve sevgiler toplayarak girebiliyor.

O, evimize girerken eşeğini kapımızın arkasına bağlayan bir Piyer Lermit‘tir. Kardeşlerini Mukaddes Savaş‘a hazırlamaktan geliyor.

O, adıyla sanıyla bir misyonerdir ki kılığını değiştirmiş ve bizi avlamaya, kucağında getirdiği oyuncaklarla en can alıcı noktamızdan, çocuklarımızdan başlamıştır. Bu cömertliğinin karşılığını istemeyecek mi sanıyorsunuz, fedâkârlığının sebebini düşünmediniz mi?

Bırakın, onun hakkından ben gelirim: İşte sakalını çekince gördünüz, sakalı elimde kaldı ve altından Lücifer (şeytan) çıktı. Bilirsiniz ki, câsuslar da kıyâfetlerini ekseriyâ böyle değiştirirler. Bu, mezar beğenmeyen hortlağa ya yerini gösterin, yahut bırakın; Haç’ın da çarmıha gereyim onu.

Tehlikeyi sezer de kendiliğinden gitmeye kalkarsa çıkarken ceplerini yoklamayı unutmayınız. Muhakkak bir şeyinizi çalmıştır.”


30 Kasım 1999 Salı 00:00
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

AFYONKARAHİSAR - HAVA DURUMU

AFYONKARAHISAR