KOLAYLI YENİ

28 Mayıs 2018 Pazartesi

TAHİR ELÇİ CİNAYETİ NEYE ELÇİ?

Şükrü ERSOYLU

Şükrü ERSOYLU

E-Posta : sukruersoylu@windowslive.com

 Türklerle Kürtlerin bin yıldır kardeş oldukları neredeyse bütün toplum tarafından kabul görmüş bir tesbittir. Özellikle ülkesine vatanına bağlı kürt aydınlar bu  tesbiti güçlendirmek için Kürtler 1071 Malazgirt savaşında Türklerden yana tavır aldı, 1514 Çaldıran da Türklerden yana tavır aldı, Çanakkale de Kurtuluş savaşında Türklerle beraber vatan savunması yaptı. O halde bu kavga niye?

Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren kürtlerin yoğun olarak yaşadığı coğrafyadan isyan seslerinin yükseldiği ve bunların kanlı biçimde bastırıldığı ve devletin tunç elinin sürekli bu coğrafyalarda gezdiği sır değildir.

Özellikle 1980 darbesinden sonra  Diyarbakır cezaevinde yaşananlar pkk terörünün zeminini oluşturduğu ve önemli ölçüde terörün  gelişimine psikolojik ve kadro desteği sağladığı da pek çok yazar çizer tarafından  ifade edilmiştir.

Türkiye de 1980 darbesiyle darbe hukuku oluşturan idarecilerin Kürtlerle beraber  sağcı ve solcu olarak sınıflandırılan çok sayıda vatanseveri adaleti sağlamak  adına hiçbir hukuki gerekçe aramadan 1 sağdan bir soldan idam ettiklerini, dönemin kudretli paşası Kenan paşa tarafından netekim!  dile getirildiğini hepimiz biliyoruz.

Bu noktadan bakıldığı zaman T.C. de yaşayan hiç kimsenin şiddeti çatışmayı terörü meşrulaştırması bu yöntemle hak ve özgürlük aramak adına kamu düzenini bozması başta Doğu Anadolu bölgemiz olmak üzere güzel ülkemizi yaşanmaz hale getirmesi  bütün ülke insanımızın can ve mal  güvenliğini tehdit etmesi kabul edilemez.

1982 anayasasının toplumun  farklılıklarını yok varsayarak  asimilasyon inkar  anayasası olduğunu toplumsal mutabakat oluşturamadığını topluma huzur ve barış getiremediğini de  hep beraber gözlemliyoruz. Sadece vatandaşlık tanımında yer alan  ancak 2001 yılında kaldırılabilen “Türk babanın veya Türk ananın çocuğu Türktür”  fıkrası bile darbe anayasasının buram buram nasıl etnik kimliğe dayandığının açık göstergesidir.

Yaklaşık otuz yıllık süreç içerisinde güneydoğuda baş gösteren huzursuzluk sadece güvenlik tedbirleri alınarak giderilmeye çalışıldı. Süreç içerisinde kürt halkının hassaiyetlerine de kulak verilmeli toplum sosyolojisi ve pisikolojisi de dikkate alınmalı diyen Rahmetli Turgut ÖZAL  Eşref BİTLİS Bahtiyar AYDIN Hulusi SAYIN vb. devlet aklı ise şaibeli şekilde susturuldu.

2015 Türkiye'sinde ise hiç bir şey eskisi gibi değil. Kürtlerin asimilasyon-inkar ve ihmal politikaları terk edilmiş. Varlıkları  tanınmış, Kürtçe öğreten kurslar açılmış, Kürtçe televizyon devlet eliyle kurulmuş, Kürtçe isimler serbest bırakılmış vb. şekilde ülkenin genelinde temel hak ve özgürlüklerle ilgili pek çok ilerleme sağlanmış.

Gelinen noktada bir kayıkçı kavgası yaşanıyor. Terör örgütü verilen hak ve özgürlüklerin silah zoruyla alındığını savunuyor. Aynı şiddet yöntemlerini devam ettirerek güneydoğuda öz yönetimler oluşturma çabasına giriyor. Devletin güvenlik güçleri dışında meşru olmayan silahlı güçleri kendisi adına meşru sayıyor devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne kast ediyor.

Devlete hükmeden hükümet ise Türkiye de yaşayan bütün vatandaşların eşit haklara sahip olduklarını  bu çerçevede temel hak ve özgürlüklerin, insan haklarının  doğuştan geldiğini ve terörün bir sonucu olmadığını iddia ediyor.

Vatandaşın talebi ise gayet basit.Terör, şiddet, çatışma, kan, gözyaşı dursun, doğudan göç dursun huzur barış refah gelsin istiyor.

Tahir ELÇİ her ne kadar CNN de pkk terör örgütü değildir söylemiyle  toplumda infial uyandırsa da genel görüşlerinin ortalaması pkk nin şehir terörüne tepki duyan hendek ve bomba tuzaklarına karşı duruşu olan sivil yaşam alanlarından terörün uzaklaşmasını isteyen bir kürt milliyetçisi profili çiziyor.

Tahir ELÇİNİN bu duruşu bile pkk nin öfkesine hiddetine ve şiddetine neden olmaya yetiyor.

Başta Rusya ile uçak krizi olmak üzere çevremizde oluşan ateş çemberinin ve bu bağlamda iç güvenlik sorunlarımızın  hepimiz için derin bir kuşku ve kaygı kaynağı olduğunu  içimize ateş  düşürdüğünü biliyoruz.

Bütün bu sorunlar yumağının çözümü için daha çok huzur ve barışa daha çok birlik ve bütünlüğe ihtiyacımız yok mu? Bunun içinde toplumun bütün farklılıklarının kendisini huzur  barış ve güven içerisinde hissedeceği Anayasa değişikliğine daha fazla Tahir ELÇİLERİ kurban etmeden ulaşmak istesek çok şey mi istemiş oluruz. ?

Bu soruya büyük çoğunluğumuz evet diyorsa o zaman bütün siyasileri göreve davet ediyoruz.

Allaha emanet olunuz.


03 Aralık 2015 Perşembe 12:41
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.